"Küçüklerin ve büyüklerin, zenginlerin ve fakirlerin, hürlerin ve kölerin hepsine, sağ elleri yahut alınları üzerine, onlara damga vurduruyor, ve canavarın (deccalın) adı, yahut adının sayısı damgası kendisinde olmazsa, kimseye alış veriş ettirmiyor. İşte hikmet budur. Canavarın sayısını, aklı olan hesap etsin, çünkü ınsan sayısıdır, ve onun sayısı Altı yüz altmış altıdır" (Vahiy 13:16-18)
Bu
kehanet gerçekten dikkate değer. Düşünün bir kez: Yaklaşık 2000 yıl önce,
Hz İsa ile karşılaşmadan önce basit bir balıkçı olan Havari John bir gün
herkesin bir numara almaya zorlanacağı ve o numara olmadan alış veriş yapılamayacağı
global bir ekonomik sistemin kurulacağını tahmin eder. Bu kehanet ancak
bilgisayar ve elektronik bankacılık çağında gerçek olabilirdi.
Ya da bir telekart kullanabilirsiniz. Kasa görevlisi, bankanıza
elektronik bağlantılı bir tarama cihazından kartınızı geçirir ve alışveriş
tutarı derhal hesabınızdan o mağazanın hesabına geçirilir - hepsi bir
saniye içinde.
Bugün çeşitli ülkelerde kullanılan ve pek çok ülkede tanıtımı
yapılan bir başka para transfer aracı da "akıllı karttır". Bu sıradan
bir kredi kartı gibi görünür ama çok farklıdır: Plastiğin için yerleştirilmiş
minik bir mikroçip taşır. Bu elektronik harikası kart sadece hesabınıza
erişebilmenizi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda da pasaport bilgilerinizi, sağlık
kayıtlarınızı, ehliyetinizi, fotoğraflarınızı, refah durumunuzu ve her türden
bilgileri içerir. Bugün Fransa, Kanada, Almanya ve Britanya'da 90 milyondan
fazla akıllı kart sağlık açısından kullanımdadır.
Nakiti ortadan kaldırma yönünde epey yol almış durumdayız. Nakitsiz
toplum savunucuları pek çok zorunlu nedenler ileri sürmektedir. Bunlardan
birincisi, sürekli olarak valiz dolusu nakitle iş yapan uyuşturucu kaçakçılarıdır.
Nakit olmazsa yasadışı uyuşturucu satışı büyük ölçüde önlenebilir.
Aslında, yasa uygulayıcılar nakitin ortadan kaldırılmasının pek çok suçu
önleyebileceğini söylüyorlar.
Nakit, çek ve kredi kartları tamamen yokolmadan önce taklidi imkansız
bir kimlik sisteminin geliştirilmesi ve uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir.
Dükkan sahipleri her hangi bir alışveriş için kullanılan kartın mutlaka
kart sahibine ait olduğundan emin olmak durumundadırlar.
Parmak izleri, el okuyucular, retina tarayıcılar, vs gibi hatadan arıtılmış
çeşitli kimlik sistemleri zaten geliştirilmiştir. Bu tür makinelerdeki
sorun çok pahalı oluşlarıdır. Tamamen nakitsiz bir toplum yaratabilmesi için
alışveriş yapılan bütün dükkanlarda birer makine bulunması
gerekmektedir.
Bu tür biyometrik tarayıcılar binlerce dolar tutarında olmasına karşın
plastik akıllı kartlara yerleştirilen mikroçipler sadece bir kaç sent değerindedir.
![]() |
Çok ucuz ve uygulanabilir bir çözüm de akıllı kartlarda kullanılan mikroçiplerin derinizin altına yerleştirilmesi olabilir. Bu mikroçipler bir kez yerleştirildikten sonra bugün dükkanlarda kullanılan tarayıcılara benzeyen ve pahalı olmayan cihazlar tarafından kolaylıkla okunabilirler. Bu durumda kendi kendinizin akıllı kartı olursunuz ve böylece kartın kullanıcıya ait olduğundan emin olma sorunu da çözülmüş olur. |
Bugün böyle bir teknoloji vardır ve dünyanın her yerinde pilot
programlar çerçevesinde test edilmektedir. Örneğin, Amerikan Sağlık ve İnsan
Hizmetleri Departmanı yeni Mikrodot Kimlik Projesinin Washington D.C. ve diğer
bazı deneme şehirlerinde devam etmekte olduğunu söylüyor. Kullanılan mikroçipler
toplu iğne ucundan daha küçüktür, 25 sentten ucuzdur ve işaret ile orta
parmak tendonlarının arasındaki ölü bölgede derinin yaklaşık 6 cm altına
enjekte edilir. Küçük bir el tarayıcısı tarafından harekete geçirilirler
ve kişinin kimliğiyle ilgili hatasız bilgiler sunarlar.
Bütün dünyada nakitsiz toplum yaratma çabası şu anda oluşum aşamasındadır.
Fiber optikler, uydular ve bilgisayar kayıtları insanın hayal bile edemeyeceği
bir şekilde dünyayı kontrol etme potansiyeline sahiptir. Avustralya, İsrail,
Singapur ve Tayland Hükümetleri nakit ve çeki ortadan kaldırma politikalarını
takip etmektedir. Diğer yandan pek çok ülke de para kullanmadan ticaret yapma
alanında çeşitli yöntemleri denemektedir. Havari John'un yaklaşık 2000 yıl
önceki kehanetinin gerçeğe dönüştürülmesinin korkutucu ve yüksek
teknoloji taşıyan ürününe ilk kez bu kadar yakın oluyoruz.
Unutmayın, yaklaşmakta olan dünya lideri bütün dünyanın kendisine
tapınmasını sadece ciddi bir ego sorunu yüzünden istemeyecektir. Bizzat Şeytan
tarafından ele geçirilmiş olacaktır. "Ejderha (Şeytan) bütün gücünü,
tahtını ve büyük yetkisini deccale vermiştir" (Vahiy 13:2).
Şeytan her zaman Tanrı olmak istemiştir. Cennetten düşmesinin
birinci nedeni budur. Isaiah Peygamber şöyle yazmıştır: "Cennetten nasıl
düştün ey Lucifer, sabahın oğlu! ... Çünkü kendi kendine dedin ki
"Cennete çıkacağım ve melekleri idare edeceğim. En yüksek tahta çıkacağım.
... En yüksek cennete tırmanacağım ve En Yüce gibi olacağım." Ama
bunun yerine cehennemin endibine atılacaksın" (Isaiah 14:12-15).
Şeytanın gerçekten amacı kuklası olan Deccalin yaklaşmakta olan tek
dünyalık kredi sistemini kurmasını, ve dünya insanlarının eğilip
kendisine tapınmasını istemektedir.
666'ya
Dikkat Edin
Demek ki "Deccalin işaretini" kabul etmenin sadece ekonomik
bir karar olmadığı açıktır. Toplumun daha iyiye götürülmesi için
teknolojik bir hamle gibi gösterilse de razı olunarak kabul edilmesi aslında
şeytanın kuklası Deccali kabul etme ve ona tapınma yönünde ruhsal
bir karar olacaktır.
| Bu nedenle İncil uyarmaktadır: "Eğer insan deccale ve onun görüntüsüne taparsa, alnında veya elinde onun işaretini taşır ve ... Tanrı'nın öfkesini ... içer ve deccale veya onun görüntüsüne tapanlar ve onun adının işaretini alanlar gece ve gündüz huzur bulamazlar" (Vahiy 14:9-11). Tanrı dükkanlardan alışveriş yapmanızı sağlayan bir kimlik veya kredi kartı yüzünden böylesine katı bir ceza buyurmaz. | ![]() |
Bu nedenle bir dünya hükümetinin yükseldiğini ve onun liderinin
sizin işbirliğinizi, sadakatinizi ve hatta tapınmanızı istediğini görürseniz,
hemen kapılmayın. Ne sunulan ekonomik "teşviklere", ne de işaret
ve numarayı reddedenlere karşı yapılan tehditlere aldırmadan sevginizi ve
ibadetinizi gerçek Tanrı'ya, sizi seven ve size önem veren, kendisine inandığınızda
gelecek günlerde sizi gözetecek olan Yaratıcınıza verin.
Eğer
böyle yaparsanız, dünyanın en karanlık kargaşa ve korku döneminin
derhal
sona ereceği zaman olan "İkinci Geliş'te" anlatılan mutlu sonun
bir parçası olursunuz.